Bir IoT hikayesi #7 — Final

Yaklaşık 1 senelik çalışmayı bu 6 yazı içerisine sığdırabildiğimize inanamıyorum. Biz mühendisler için kitlelere hitap eden yazılar yazmak, ürün ya da yazılım geliştirmenin yanında çok daha büyük bir “meydan okuma” aslında 😊 Umarım yazı serisi boyunca yazım kurallarına mümkün olduğunca uyum sağlamışızdır ve olabildiğince az sayıda teknik hata yapmışızdır. Bu gibi hatalar ile karşılaşıyorsanız şimdiden söyleyeyim; mutlaka uyarın, düzeltelim. Şu yazımda da bahsettiğim gibi, dili doğru kullanmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Ne yazık ki bu yazının başlığı: Final. Bu yazıda marka yaratmaktan, ürün geliştirmekten ya da yazılım/donanım geliştirmekten bahsetmeyeceğim. Bu yazı serisini takip eden bir çok kişi için belki de hayal kırıklığı olacak ama biz prototipimizin üretimini tamamladık ve projemize son verdik. Projeye neden son verdiğimizle ilgili açıklamalara geçmeden önce, ürünün son halini de görebileceğiniz final videomuza göz atmalısınız, çok keyifli oldu:

Mint projesini neden sonlandırdık?

Projeyi sonlandırmış olsak da ürünü geliştirdiğimiz 1 yıl içerisinde çok fazla şey öğrendik. Yeni şeyler öğrenmek, ancak o konunun üzerine odaklanmakla ve üzerinde çaba harcamakla mümkün olabiliyor. Yolda hata yapmak ve tekrar denemek gerekiyor ki öğrendiklerimizden ders çıkartabilelim, tekrar tekrar yaşamayalım.

Bizim Peakode olarak Mint projesini sonlandırmamızda 4 temel sebep vardı:

#1 Donanım geliştirmenin yükü

Donanım geliştirmek zormuş arkadaşlar, gerçekten zor. Hobi amaçlı geliştirme kitleri alıp bir şeyler yapmak elbette ki çok zorlayıcı değil. Ancak bir hedef doğrultusunda ürün geliştirmek için çaba harcadığınızda her şeyin ne kadar zor olduğunu görebiliyorsunuz. Her adımda çözülmesi gereken yeni problemler ortaya çıkıyor ve sorunun tam olarak ne olduğunu anlamak çok zaman alabiliyor. Bu, tabii ki de benim fikirlerim. Eminim ki ekibimizdeki elektronik mühendisi arkadaşlarım benim gibi düşünmüyordur :)

Biz yazılım geliştiriciler olarak, uygulama geliştirdiğimiz sırada ortaya çıkan hataları çözerken debugging yöntemini kullanırız. Hataların gerçekleşebileceği noktalar belli ihtimaller çerçevesindedir ve gidip o noktalara bakıldığında çok da zaman almadan çözülebilir. (Çok zaman aldığı da görülmüş olup, saçların bir kısmını beyazlatmıştır.)

Bir başka konu da elektronik devreler geliştirirken ihtiyacınız olan elektronik devre elemanlarının temin edilmesinde yaşanan zorluklar. Örneğin biz yazılım geliştiriciler, bir ürünü geliştirirken çok sayıda kütüphane ve 3. parti servisler kullanırız. İhtiyacımız olan servisleri arar, bulur, dener ve beğenirsek kullanır, beğenmezsek farklı arayışlara gireriz. Donanım geliştirmede bu deneme-yanılma süreci oldukça yıpratıcı ve maliyetli olabiliyor 😄 Örneğin sensörleri haberleştirmek için kullanmak istediğimiz Xbee’leri yalnızca yurt dışından alabiliyorduk ve maliyetli ürünlerdi, biz de 4 tane sipariş verdik ve kullanmaya başladık. Her adımda yazılım geliştirme süreçlerindeki gibi deneme-yanılma yapabilir miydik?

Peakode’un yönetici ortağı ve IoT departman direktörü olarak donanım geliştirme süreçlerini dahil etmek için Peakode’un çok genç olduğunu düşündüm. Sonlandırma sebeplerimizden ilki bu oldu.

#2 Odak noktamın “Nesnelerin İnterneti” konusunun dışına çıkması

Peakode’da nesnelerin interneti girişimi başlatmak istememin temel sebeplerinden birinin bu konuya olan ilgim olduğunu bu serinin 1. yazısı Başlangıç’da anlatmıştım. Uzun süre boyunca hem kendi iç motivasyonumu korumanın, hem de ekibi motive edebilmemin en güçlü sebebi nesnelerin internetine olan aşırı ilgim ve merakımdan kaynaklanıyor.

Yukarıdaki maddede de bahsettiğim gibi; Mint projesinin zaman içerisinde hem tüm zorluklarını göstermiş olması hem de ilgimin teknolojinin gelişen farklı dallarındaki yükselişine kayması projeye olan motivasyonumu kaybetmemi sağlamış olabilir. Hiç bilmediğim bir alan olan donanımla ilgilenirken, bir yandan da “machine learning” yani “makine öğrenimi” tarafında olan gelişmeleri takip etmem ve bu yönde yaptığım bireysel çalışmaların da etkisiyle ilgimin tamamıyla bu yöne kayması, nesnelerin interneti fikrinden uzaklaşmama sebep oldu.

İlginizin azaldığı bir işi yapabilmek ve yönetebilmek gerçekten çok zor. Kendinizle beraber tüm ekibin motivasyonunu kaybetmenize sebep olabilir. Dolayısıyla basit bir sebep gibi görünse de, sürdürülebilir olması açasından zor olduğunu söylemek isterim.

#3 Startup şartları

Mint, her ne kadar bir Ar-Ge projesi olsa da ben onu içeride bir şirket içi startup olarak konumlandırmak istedim.

“Nedir bu ‘startup’?”

Son zamanlarda Türk yazılımcılar arasında da çok sık kullanılan bu terimden “temelde basit ve hızlı bir şekilde geliştirilmiş internet/yazılım/donanım projeleri” olarak bahsediliyor. Hem şirketimiz Peakode’dan, hem Peakode’un startup müşterilerinden, hem de arkadaşlarımızın başlattığı girişimlerin içerisinde bulunduğumuz için bu kavrama fazlasıyla aşinayız. Benim de takip ettiğim ve örnek aldığım kaynaklarda startuplar için en uygun gördüğüm tanım şu şekilde:

“Startup, büyüme demektir. Bir büyüme hedefi koyup belli periyotlarla bu oranları tuturabiliyorsanız startup’sınız.”

Startuplar belirsiz ortamlarda, belirsiz şartlar içerisinde çalışır. Doğası gereği bu böyledir. Ürün üzerinde tüm ekibin çok yoğun şartlar altında çalışması gerekir.

1_j29BeG81vCfYdwAOFcgZng
Startupların büyümesi bambulara benzetilir. Her ikisinin de büyüme eğrileri çok benzerdir.

Peakode’un bu serüven için genç olduğundan yukarıda bahsetmiştim. Ticari kaygılarından dolayı ancak ve ancak bu yoğun çalışma şansını kendisi için kullanmalıydı, ne yazık ki bir Ar-Ge projesi için değil. Startup kültüründeki gibi yoğun bir şekilde Mint’e odaklansaydık Peakode zarar görebilirdi ve bu ihtimali göze almak istemedik. Tüm büyüme enerjisi Peakode için kullanılmalıydı.

#4 Ürün/pazar uyumu

1_pyEDLVRil1wzYe1SBgFJLg

Bir ürünü geliştirmenizdeki temel sebep nedir? Ürününüzün kullanılmasını ya da satın alınmasını istersiniz. Dolayısıyla bir hedef kitleye, bir pazara ihtiyacınız var. O halde hedefiniz ne olmalı? Ürününüzü tüketecek pazara ulaşabiliyor olmak. Tabi öyle bir pazar varsa…

Dünyanın önde gelen risk sermayelerinden Y Combinator’ın kurucularından Paul Graham der ki:

“Make something people want.”

Kimsenin kullanmak istemediği ürünler geliştirmek istemezsiniz. Bu nedenle marketi çok iyi belirlemelisiniz. Buna ürün/market uyumu (product/market fit) deniyor. Yine Y Combinator kurucularından ve başkanı Sam Altman, pazarın önemi vurgulamak için kimsenin pazar büyüklüğünü hesaplamak üzerine çaba harcamadığından bahseder. (Bu aşağıdaki derste bahsettiğini hatırlıyorum, inanılmaz bir ders serisidir. Şiddetle öneririm.)


Mint fikri ve yapabilecekleri -ve planladıklarımız- bence çok etkileyici. Birine bahsederken bile “ben bunu alırdım!” dediğini hissedebiliyorsunuz. Peki gerçekten alırlar mıydı?

Bizim Mint’i geliştirdiğimiz sürede Türkiye’de akıllı ev eşyaları pazarı yeterince gelişmemişti, hala da geliştiğini düşünmüyorum. Kaçımızın evinde akıllı tartı var? Kaçımız sabah uyandığımızda yattığımız yerden akıllı telefonumuz ile kahve makinemizi başlatıyoruz? Hedef kitlemiz klasikti! 25–34 yaş arası beyaz yakalılar. Zaten kim dijital bir ürün geliştirse bu kitleyi kullanıyor, çünkü para kazanmaya başlayan genç kitle bu yaş aralığına denk geliyor. Pazar ise çok farklıdır, doğru yerde doğru zamanda olmanız gereklidir. ABD’deki IoT pazarı inanılmaz, startupların geliştirdiği ürünler çok sayıda müşteriye hızlı bir şekilde ulaşabiliyor. Fakat Türkiye’de öyle değil. Bu alanda başarılı olmuş çok az sayıda girişim var. Türkiye’de bu pazarı, teknoloji devlerinin domine edeceğini düşünüyorum.

Yukarıda listelediğim sebeplerin yanında bir de pazarın yetersiz olduğunu gözlemlememiz prototip üretim sürecini sonlandırmamız gerektiğini söylüyordu.

Screen Shot 2017-11-18 at 11.56.44
Mint – Hub

Son söz

Globalde Mint planımıza benzeyen ve başarıya ulaştığını düşündüğüm örneklerden biri Scout Alarm. Bu ürünü çok geç fark ettik, fakat hayal ettiğimiz çoğu şeyin bu üründe olduğunu gözlemledik. Bildiğim kadarıyla hala Türkiye’de bir benzeri yok. Fiziksel bir ürün olduğu için ihracat yapmak, ABD şirketleri için bile çok zor olsa gerek. Aslında fiziksel ürün üretmenin dezavantajlarından biri de bu, işin dağıtım kanalının da olması. Yazılımcılar olarak çok şanslı olmalıyız ki geliştirdiğimiz ürünleri saniyeler içerisinde potansiyel müşterilere dağıtabiliyoruz.

Elimizden geldiğince, Peakode ekibi olarak tüm deneyimlerimizi bu yazı serisi ile sizlere aktarmaya çalıştık. Nesnelerin interneti hakkında yola çıkmak isteyen genç mühendislere, hobi amaçlı bir şeyler üretmek isteyen makerlara ya da sadece mobil uygulama geliştirmek isteyen geliştirici adaylarına faydalı olması gönlümüzden geçen ilk şey!

Teşekkür

Tüm emekleri için Mint ekibi içerisinde yer alan Eyüp, Bahadır, Eda, Uğur(Güngezerler) ve Mert Can’a,

Destekleri ve motivasyonlarıyla var gücüyle yanımızda olan tüm Peakode ekibine,

Kafalarını şişirdiğimiz için ve olası stresleri yansıttığımız için ekibin ailesine, eşlerine ve arkadaşlarına,

Her türlü destekleri ve sabırlı oldukları için sevgili ortaklarım Burak ve Can’a,

Projenin tüm yükünü benimle beraber çektiği için, aynı zamanda da tüm arayüzleri tasarlayıp projeye çok sayıda yaratıcı fikir kattığı için sevgili eşim Eda’ya,

Baştan sona tüm süreçleri fotoğraflayan, kurgulayan, video çekimlerini yapan, bu projenin bir hikayeye dönüşmesini sağlayan ve dolayısıyla da sizlerle paylaşmamıza büyük katkıda bulunan Murat’a,

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!

Murat kimdir?

23631974_10156076587482259_5847926505625567545_oMurat Değirmencioğlu Peakode ekibinin ilk -en eski- üyesi, Android geliştiricimiz ve dostumuzdur.

Hobi amaçlı fotoğrafçılık ve video çekimleri yapıyor. Bunu yalnızca hobi olarak değil, ‘bence’ profesyonel şekilde yapabiliyor. Ekibe katıldığından beri Peakode’un fotoğraflarının ve videolarının çekimlerini üstelendi. Son derece yaratıcı biri olduğunu düşünüyorum. Yaptığı tüm video çekimlerini Peakode YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

Serinin ilk 6 yazısına aşağıdaki linkler aracılığıyla ulaşabilirsiniz:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *